Bir duble rakıya eşlik etsin muhabbetimiz diyerek kaldırıyoruz kadehlerimizi.
Derya, iç odanın kapısında nöbet tutuyor. Apartmanı fareler sarmış bu ara, o da iç odada fare olmasından şüpheleniyor. Elinde süpürge, biraz da anason etkisiyle işine odaklı bir şekilde duruyor.
Arın'la gülerek bakıyoruz Derya'ya.
Arın bir köstebek besliyor, köstebeklerin bu kadar şirin olduklarını bilmezdim diye düşünüyorum.
Bir de pembe bir elbise giydirmiş hayvana, beyaz puantiyeleri var. Belinde de aynı kumaştan bir kemer... Uslu uslu oturuyor yerinde.
"Köstebekler fare yer mi?" diye soruyorum Arın'a.
Omuz silkiyor.
Tam o sırada duyduğu bir sesle elindeki süpürgeyi savuruyor Derya. Köstebek korkup kaçıyor açık kalan kapıdan.
Bir sitenin içindeyiz. Bir şey olmaz köstebeğe. Ama huzursuz oluyoruz yine de.
"Hah, iyi ettin. Ya kediler köstebeğe saldırırsa!"
Bunu dememle birlikte bir kedinin çığlığını duyuyoruz dışarıdan.
Arın ve ben birbirimize bakıyoruz korkuyla.
'Köstebekler nasıl ses çıkarır korktuklarında?'
Kapıya doğru koşuyoruz. Pembe elbisesi içinde yerde yatıyor köstebek. Nefes almıyor, ortalıkta kedi yok.
Arın eğiliyor köstebeğin başına ve ağlamaya başlıyor.
Onu hiç bu kadar üzgün görmediğimi düşünüyorum, hatta onu hiç üzgün görmediğimi düşünüyorum.
İçerideki çekmeceden pipet alıp geliyorum. Arın'ın kokteyl sevdalısı olması ve bunlar için mutlaka farklı renkte pipetler bulundurması işimize yarıyor.
Ölü köstebeğin başından onu itiyorum, pipeti köstebeğin ağzına dayayıp nefes veriyorum. Köstebeğin göğsü şişiyor. İki kere nefes verip, iki kere işaret parmağım ile göğsüne bastırıyorum kan akışını sağlamak için. Gövdesi o kadar minik ki doğru yere baskı uygulayıp uygulamadığımı bilemiyorum.
Birden ben nefes vermeden inip kalkmaya başlıyor göğsü. Seviniyorum.
Arın, sevinç çığlıklarımı duyup geri geliyor yanıma. Gözlerini aralayan köstebeği kucağına alıyor sevgiyle ve oturuyor koltuğa.
Büyük bir iş başarmış olmanın mutluluğu ile Arın'a bakıyorum.
Bu sefer sevinçten ağlıyor.
Ben şaşırıyorum.
"Saçlarına ne yaptın!"
Kulağının altına kadar gelen saçlarının yarısını engebeli bir şekilde kazımış.
"Ben üstesinden gelemeyeceğim bir üzüntüyle karşılaştığımda hep saçımı kazırım." diyor.
Tamamını kazımaya fırsat bulamadan köstebeği hayata döndürmüşüm ben.
Saçlarının uzunluğunu hatırlayınca uzun zamandır üzülmediğini anlıyorum.
Oturuyorum karşısına o köstebeğini severken.
Derya fareyi yakalamış. Çok şirin, beslemeye karar veriyor.
Rakımı içmeye devam ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder