11 Haziran 2020 Perşembe

PAMUK


YAZILANLAR TAMAMEN KURGUDUR, GERÇEK KİŞİ VE KURUMLAR İLE İLGİSİ YOKTUR.


Aklımda kalanlar ve kılıfından sıyrılanlar. Aldığımız alkolün damarlarımızda gezinmesi ve beraberinde gelen sersemlik hissi. Kim itmiş, kim serseri? Kim o arkamdan ittiren lan beni?

-                    -   Pardon, abi.

Hah şöyle yola gel, gelmediğinde yol olmaz çünkü. Başlamayacaksan hiç bitirme, dur lan öyle olmadı, hayat dersi verecek bir cümle söyleyelim dedik sapıttık. Tamam ben sana şey diyeyim, ne diyeyim? Buldum, mesela başlamadan bitiremezsin. Bu da çok klasik oldu. Olsun klasik güzeldir, tömbeki ahenginde bir zehirdir. Bilmediğini süslediğin, bildiğini tütsülediğin en kıytırık elemdir. Profesyoneldir de aynı zamanda, “bu bir klasik” dersin yedirirsin elitinden en kokoş hanımına.

Hanım dediysek yanlış olmasın, kafiye oluyor diye söyledik. Yoksa beyler de var kenarda.

Söyleyecek sözün varsa gel buyur, söyleyemediğine bulunur bir kusur. Ama çok çekemem kısa kes, burada aradığım huzurdur.

Hüüüp bu ne be! Yahu sizde taze çay yok mudur?

-                     -   Pardon, abi.

Hay abine senin… Pardon çıkalı eşşekler çoğaldı derdi rahmetli babam. Çevresinde öyle çok eşşek vardı ki, dört ayaklısını ayırt edemezdi.

Neyse o değil konumuz, biz burada mühim bir mesele için buluşmuşuz. Bilen bilir bizim sülale erkekleri hep aynı yaşta nalları dikiverir. Ben de geldim altmışıma, rahmetime erdiğimde tespih koleksiyonum sizindir. Bağlarım bahçelerim oğlanlara, katlarım yatlarım kızlara, ha şu karşımda oturan dul Hüsnü de benim karıya koca olsun, vasiyetimdir.

Hey hoy şşt Hüsnü bilirim gençliğinde yanıktın Safiye’me, ananla anam konuşurken duydumdu da siz istemeye gitmeden gönderttirivermiştim bizimkileri Safişim bana yar olsun diye. Güzel yaş aldık, güzel yaşlandık. Sanma benim karıyı öyle mal gibi vasiyet ediyorum sana ha, sen kul köle olacaksın ona. Daha var onun vakti zamanı bu dünyada, yalnız geçirmesin verandada oturduğu zamanı. Yani vardır rızam diyorum işte, ben göçünce konuşursunuz onu.

Bak şimdi dördüncü kadehe geçiyorum, çenem biraz daha açılacak. Şu işi tatlıya bağlamadan sızmasam bari… E bünye yaşlandı, aslan sütünü kaldıramıyor eskisi gibi.

Şşşt Hüsnü… Şu yaşıma kadar hiçbir cenazeye katılmadım ben, hiç ölü de görmedim, ölü de yıkamadım. Hep bir pamuk olayı söylerlerdi, oradan buradan uydururlar sanırdım. Geçen gün imamla konuştum nasıl oluyor bu işler diye. Bilirsin benim pek alakam yoktur duasıyla cumasıyla, hele hele pamuğuyla.

Gel dedi göstereyim neler olacak, hop dedim imam efendi henüz ölmedik.

Yok dedi yıkanacak ölü var, madem merak edersin gel gör.

Dur bu kadehi de doldurmadan anlatamayacağım galiba.

Oh.. Biraz fazla kaçırdım. Neyse ne diyorduk, hah imam dedi ki gel amca, geleyim bakalım dedim. Girdik içeri, eller meller yıkandı taş mermer üzerinde cıbıl bir adam yatıyor. Benden gençtir.

Ailesi bir şey demez mi dedim imama, garibanın tekiymiş zaten duysalar en fazla teşekkür ederlermiş bana. İyi madem eyvallah, başlayalım yıkamaya. Ölü adamın mahremini görmek de garip geldi biraz ama benimki de iki senedir ölü olunca bünyede olmadı çok yadırgama.

Dürtme kız Safiş, hadi tamam üç sene olsun ama üstüne çıkmam. Üstüne çıkmam dedim ama istemediğimden değil zaar, kız Safiye. Napsak Ölmeden şu haplardan mı denesek kız, hoşuna gitti di mi, hadi doldurayım sana da bir kadeh daha da yüzün rakıdan kızardı sansınlar.

Biz yıkadık adamın orasını burasını, e dedim iyiymiş bu kadar temiz gideceksek. Baktım ortalıkta pamuk da yok, beni kandırmışlar dedim. İmam bi’ baktı bana dedi ki pamuk yok. Dedim ne pamuğu

Anlattı bu, çeneyi bağla, kulağa ve de burna, hoop bi de makata!

Oy anam demişim orada bi zıplamışım geriye, döktüm ölüyü temizlediğimiz suyu üzerime. Yok dedim imam ben sokamam göte. Dedi ölünce ne bilecen halledivercez iki saniyede.

Toprakta çürüyeceğiz nasıl olsa imam efendi bunun amacı ne? Böceklenmeyelim diyeymiş, yavaş yavaş çürüyelim de içimizi böcekler yemesinmiş. Ya ben zaten çürümüşüm bu bedenden daha ne hayır gelecek toprağa, dedi ki olmaz prosedür bu.

Ölü gibi buz kesince orda sırıttı imam, istersen vereyim bi’ pamuk da hazır ölü gibi gözüküyorken kendin hallediver diye dalga geçiyor benle. Dua etsin ölü vardı yanımızda, ölüye saygıdan sövmedim anasına bacısına. Gerçi yoktur benim lügatımda öyle ana bacıya küfür de işte bi’ sinirlendim ince.

Gitti bu pamuk getirmeye, ben de siliverdim alnımdan akan teri kolumun tersiyle. Ne çirkin işmiş bu çekip gidiversem diye düşünürken geliverdi imam söylene söylene. Hayrı olmaz ya bu durumun sorayım dedim hayırdır. İnanır mısın koca mekanda bitmiş pamuk, ama başka bir çözüm bulmuş bizim imam değil ya lavuk. Yine bir telaş gitti içeri elinde tabanca, ama oyuncak tabanca. Sonra yaklaşınca benim gözler anca gördü de kestim, oyuncak tabanca da değil, bildiğin silikon tabanca. Elim ayağım boşalıvermiş orada dedim imam benden bu kadar daha fazlasını görmeye yüreğim dayanmaz, bu kadarı yetti bana. Tuttu elimden çevirecez meftayı hayatta bırakmam diyor ısrarla.

Hazırladı silikonu delikleri doldurmaya. Bir yanda soruyorum ben de bu yaptığın günah falan olmaya? Diyanet açıklama yaptı, her yol mubahmış ölüyü hazırlamaya, gelişti dedi zaten teknoloji üç beş seneye sokacak başka şey çıkarırlar hatta.

O iş bitene kadar bi beş yaş daha aldım ben ama. Hallettik, ben de verdim kararımı ölünce ne yapacaklar bana. Pamuğa razıydım bi ara, ama bulamazsa bu imam pamuğu, sıkacak silikonu bana. Hadi diyelim onu da bulamadı ne sokar düşünemiyorum daha! O yüzden sizden son dileğimdir yakın benim bedeni ben gözlerimi ilelebet kapayınca.

Neyse artık dağıtalım bu sofrayı daha da söyleyeceği olan yoksa. Geçirecek sayılı günüm kaldı Safiş’imin koynunda, bedenime dokunacak tek pamuk artık onun tenidir bundan sonra. Kalın sağlıcakla.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder